Çocuklar akıllı, ya biz ?

“Artık eskisi gibi olmamaya başlamıştı bir şeyler. Bazı şeyler değişiyor, güzel şeyler görmek, göstermek için kullandığım perspektifler artık sadece bir biri ile çelişmekle kalmıyor aynı zaman da inandırıcılığını da günden güne yitiriyordu. Belki de bazı yanlışlar yapmıştım! Ama yanlış yapmış olamazdım! Bunca insandan daha bilgiliydim. İçlerinde en iyisi bendim diyebilirdim. Onların yeni öğrenmeye başladıkları şeyleri ben önceden beri biliyordum. Avantajlıydım. Bu yüzdendi bana hayranlıkları diye düşünüyordu zavallı çocuk. Tüm arkadaşları okulları bitirmişler, eğitimlerinin bir üst seviyesi olan orta öğretime başlamışlardı. Ama o hep birinci sınıfta kalmayı tercih etmişti. Bildiklerinin kendisine yeteceğini düşünüyor aynı zaman da okumayı bilmeyen insanların yanında kitaplarını okumayı da çok seviyordu. Belli ki amacı biraz dikkat çekmek, belki yalnızlığını biraz gidermekti. Yüksekçe başarısızlık korkusu yaşadığından da olabilirdi bu durum. Sebebi başka şeylerde olabilir tabii ama netice olarak o hep birinci sınıfta kalmayı, her eğitim öğretim yılında tekrar tekrar birinci sınıfı okumayı tercih etmişti!”

Tabii ki böyle bir çocuk yok fakat bence biz büyürken çocukken yapmadığımız hataları yapar hale gelebiliyoruz. Sırf “yüksek notlar alıp“, “sınıfın en iyisi” olmak için bir çocuk her zaman birinci sınıfı okumaz. Eğitiminin bir sonraki aşaması olan ikinci sınıfa geçer. Peki biz işlerimizi, çalışmalarımızı ve en önemlisi hayatımızı ne kadar “ilerletiyoruz” ? Başarısız olma korkusundan dolayı kendi yarattığımız güvenli bölgede kalmakla yukarıdaki çocuğun yaşadığı dramı yaşamış olmuyor muyuz ?

  • Volkan Ayık

    Aslında bu ilkokulda öğretmenlerimizin bize söyledikleri, “Yaptığın işte en iyisi ol, çöpçü de olsan en iyi çöpçü ol!” sözle alakalı bir durum olabilir. Yani bilmiyorum benim öğretmenim demişti en azından :) Bu söz ilk bakışta eğer çöpçü olduysan ya da olmak zorunda kaldıysan, en iyisi ol olarak yorumlanabilir mesela, o açıdan bence çok bir kötü tarafı yok. Ancak çöpçülükte artık uzmanlaşmış ve en iyilerdensen ve önüne kendini “geliştirebileceğin” başka fırsatlar çıkmışsa, insan bu avantajlı durumunu yitirmek istemeyebilir olarak da yorumlanabilir bu söz, ki bu noktada senin kastettiğin noktaya geliyoruz. Gerçi yitireceği avantajlı durumdan çok daha avantajlı bir noktaya geçebilir ama bunun için daha çok çalışması ve risk alması gerekiyor. Bu da açıkçası işine gelmiyor, haline şükretmeyi tercih ediyor insan çoğu zaman. Güzel bir yazı olmuş. Ellerine sağlık.

  • Volkan yorumun için  teşekkür ediyorum. :) Verdiğin örnek anlatmak istediğim şeyi daha da şeffaflaştırdı.Teşekkürler, görüşmek üzere :)

  • Pingback: Tembellik savunulabilir mi? « Muhammed Tüfekyapan()